|
|
June 04
Arkadaş
Olmasın o ta içten Gülen gözlerde yaş... Bir gün gelip ayrılsak da Seninle arkadaş...
Bir kıvılcım düşer önce Büyür yavaş yavaş Bir bakarsın volkan olmuş Yanmışsın arkadaş
Dolduramaz boşluğunu Ne ana ne kardaş Bu en güzel bu en sıcak Duygudur arkadaş
Ortak olmak her sevince Her derde kedere Ve yürümek ömür boyu Beraberce el ele
Olmayacak o ta içten Gülen gözlerde yaş Bir gün gelir ayrılsak ta Seninle arkadaş....
Yılmaz Güney
UZAK KADERLER İÇİN
Birgün, bir yağmurla garip garip Çoluğu çocuğu terk edeceğim. Bir sevgiyle doymayacak kalbim,anladım Alıp başımı gideceğim.
Asır yirminci asırdır, amenna. Bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım Neon lambaları büsbütün karartır gecemizi Uzaklar daha uzaklaşır. Bir define çıkarır gibi kayalardan, Ademden beri Sımsıcak sevgilere muhtacım.
Bir gün alıp başımı gideceğim Yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar... Belimi bir ılık şal sarsın, mavi Hüzünlü bir serencamın ardından, şarkısız
Rüyâlarım unutulmuş bir handa pes desin Görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında.
Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm Her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde. Diyarı gurbette kanlı bir aşk, Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde.
En uzak beyazlar, En yakın ikindilerde, duygulu Ve bir sahil meyhanesinde bir akşam İçip içip ağlasam...
Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum, Herkesin derdinden pay isterken? Uzak kaderlerin suları çağlar şimdi Yıldızlar dökülür sonsuza içimizden.
Bir gün, bir parkta otururken, biliyorum Bir el yağmurla dokunacak omuzuma Bir çift göz, bir davet, bir kalp Çoluğu çocuğu terk edeceğim.
Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak Toprak ve insan kokularıyla Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için Başımı alıp gideceğim.
Edip Cansever
March 21
Sustum kendime...
Yazılmamışların sendeki özlemi, gözlerine vurgun olur, bir vakit öldüğünü düşünürsün! Yaşadığın anda kaybettiklerinden geriye kalanlarla aşk artığı yanlarını örtersin. Ve bir yılın en kısa gecesinde en uzun yalnızlığı, tuzlu yanaklarınla yaşarsın! Her damla bir yıldız kayışı kadar asırlık… Oysa sen an’da gördüğün sanırsın gökyüzü eylemlerini. Yanılırsın! Böyle bir gecede, kimse haklı çıkmaz; kimse senden yana çıkmaz. Sesinden başlayan yalnızlık, başkalarının kalabalıklılığına paraleldir. Sahnenin aralara verilmesi, elde olmayan sebeplerdendir. Kaderdir ve kusura bakılmaz çoğul gülüşlerin, boğazına attığı düğümlerde.
Sen inatla “sana kaldım” desen de ona, kaldığın yan, ondan ibaret sana aittir. Senden ibaret bir yer yoktur sende, onda, hiçbir yerde… Olmayan senin yaşaması, eski bir alışkanlıktır. Durduk yere seni öldürmek, yazık etmektir sana! Boyuna, rasgele, serserice ve elden düşme nefeslerle yaşar sen! Ama sadece onda!
O dediğin bir çocuktur! Sen ondan çok büyük bir kadın! Bilirsin, bilmezden geldiklerinin zihninin sana bir oyunu olduğunu. Unutmalardan kaçmana gerek de yoktur aslında. Dudağının kız kurusu yalnızlığında bile hatırlayacağın olacaktır o!
Pişmanlığa gerekçe söylediklerin... Susmazsın! Sussan, yazarsın! Yazdığında, acır bazı iç’ler… Yazdığında kanar bazı iç’ler… Sana, kendine, ikinizden oluşmayacak biz’lerin kalabalıklar arasında ortaya çıkan düşlerine… Çocuk olan sensin aslında ve yalnız sustuğunda büyüyorsun. Sustuğunda anlam buluyor kelimelerin… Sustuğunda özleniyor ellerin. Ama sadece sustuğunda, suskunluğunda… Bir gerçektir kendini büyüttüğün sessizliğinin, sesini aratmadığı hiçbir kulağa.
Çıkar gözlerinden, bakışlarınla bilediğin anne şefkatini! Bir kez büyür çocuklar. O, adam oldu. Adam gibi. Adı gibi. Onu büyüten eller yaşıyor gururunu. Sen tanığısın sadece. Geç kaldın! Genç kaldın! Şimdi bir gülkurusu tazeliğinde dudaklarınla ezber etme onu! Nasılsa, unutmayacaksın!
Bana biraz Sükût gerek... Sükût`u öğretmeliyim dilime...
INANDIGI GIBI YASAMAYAN
YASADIGI GIBI INANMAYA BASLAR Gece yarısı ayazlar üç-beş devriyesini atmakta yine. Sensiz geçen bir günü yine sensiz gecelere kendi ellerimle gömüyorum. Sen yokken anlamı yok baharların artık .Anlamı yok çekilen onca acıların. Anlamı yok sensizliğin. Sadece benden bir ömür uzaklığa gitmiştin. Hem de hiç dönmemecesine.. Gelişin baharları müjdelemişken, gidişin bu kadar sessiz olmamalıydı. Bu kadar ölümüne sevmişken, bir gülüşün için canımdan vazgeçmişken, gidişin bu kadar suskun olmamalıydı. Yoksun sadece yok…Bu kadar basit olmamalıydı ölmelerim, bu kadar çabuk bu kadar erken solmamalıydı çiceklerim. Artık ne sesin yankılıyor sokaklarımda, ne de varlığın geziniyor damarlarımda.. Sadece yokluğun kanıyor dudaklarımın ucunda.. Sadece suskunluğum can veriyor ayak uçlarında. Sadece ölüyorum yokluğunda.. Sadece ölüyorum, ötesi yok inan…
Sadece yoksun, ötesi yok inan..Gittin ve senin ellerinin yerine şimdi sonbahar yaprakları avuç içlerime kıvrılıp çığlık çığlığa soluyorlar.. Yokluğunda yüreğimin duvarlarına çerçevelenmiş hatıralarına bakıp bakıp sensizliğini dinliyorum. Sonra da suskunluğuna diz çöküp yalnızlığını demliyorum. Yoksun, her gece gözlerimde kanıyor senli hatıralar. Uykular firarda. Üzerime zifiri karanlığı örtüp seni anıyorum kırık dökük kelimelerimle. Sancılara girdap gönlümle adını sayıklıyorum ardı ardına. Yavaş yavaş boğuluyorum . Yavaş yavaş dibe çekiliyorum..Yoksun, gözyaşlarımı biriktiriyorum avuçlarımda. Yoksun, mürekkebimden sızıyor kan rengi kelimeler. Bendeki adın hala bir ömür ile anılırken, kim bilir ölümsüz sevdam senin ayak uçlarında son nefesini vermekte.. Canım acıyor sevgili. Puslu bir havada vurulur, olduğun yere yığılırsın ya hani.. İşte gittiğin gün yalnızlığın mıhlandı alnımın ortasına. Gittiğin gün dudaklarıma mühürlendi adın…Şimdi yoksun ama ne senihatıralara gömüyorum ne de yalnızlığına boynumu büküyorum. Seni sensiz savaşatıyorum. Çünkü; ben seni “ sensizlikte “ bile ömür boyu bekleyecek kadar sevmiştim. Eğer unutmak için sevmiş olsaydım seni, acıların için sırtımı semer bilmezdim. Ben seni yürüdüğün dikenli yollarda can yoldaşın olmak için sevdim. Ben seni yüreğime dokunduğun için, ben seni gül yüreğin için sevdim…
Hani acılarla beraber savaştık, hani her şeye inat sevdamızla ayakta kalacaktık.. Dimdik duracaktık kör ayazların önünde, gerekirse bedenlerimizden vazgeçip ölümü bile gurur sayacaktık aşkın kutsallığında..Şimdi canımı acıtıyor senli hatıraların gözbebeklerimde çığlık çığlığa ölmeleri. Canımı yakıyor suskunluğun dudaklarıma diklenen arsız kelimeleri. Savaşı kaybetmiş bir askerin düşmana esir düşmektense silahındaki tek kurşunu şakaklarına dayayıp onurluca ölmesi gibi ben de varlığında ölümü kutsuyorum dudaklarıma... Ya ölüm olmalıydım dudaklarında ya da son nefes olmalıydım soluduğun canda..
Gittiğin günden beri içimdeki cocuğu dinlemiyorum. Sus pus her şey. Artık dört duvar arasında körebe oynuyorum yalnızlığınla. Gittin, taş kesildi kirpiklerim. Gözbebeklerimden tek bir damla bile düşmüyor topraklara…Oysa bağrımı iki ayırıp bir baksan yüreğime, canımın ne kadar acıdığını o zaman anlardın..Görmüyorsun gözbebeklerimin kuruyup yüreğimin delice ağladığını. Yağmurlarla yarışa giriştim, tel tel yalnızlığıma hediye ediyorum yüreğimin çığlıklarını. “ Erkek adam ağlamaz “ sözüne inat yüreğim kan ağlıyor her gece..Yüreğimden akan her damla senin mutluluklarına duacı olsun, yalnızlığın ayak ucuna düşen her kelimem sana helali hoş olsun. Çünkü ben gidişlerine ömrümü adayacak kadar sevmiştim seni.. Sen beni sevmesen de, ben seni ilk gün ki gibi hala seviyorum…
Belirtmeden geçemiyeceğim sevgili; giderken sadece bendeki seni götürmedin ki; karakışa inat yüzüme baharları serpiştiren o kız çocuğunu, buram buram rüzgarla yüreğimin derinliklerine esen yağmur kokusunu da götürdün yanında. Gitmiştin, gözyaşlarını ellerimle silememişken aramıza dağlar örülse ne olur. Farkındayım; bir ömür uzaktasın bana. Şimdi hangi mevsimin hangi baharını yaşamaktasın ? Hangi rüzgarın koynunda yaralarını sarmaktasın. ? Bilemiyorum ve bilmekte istemiyorum. Bildiğim tek birşey var; sen hala bendesin. Sendeki beni öldürsen de , sen hala damarlarımda gezinen alyuvar sıcaklığında bana gülümsemektesin.. Giden sen olmana rağmen bendeki, yüreğimdeki adın hiçbir zaman değişmedi. Adımı unutsan da, bendeki ölümsüz sevdan hiçbir zaman satırlara bir ikindi vakti gömülmedi. Lakin gittiğin günden beri hayatla aram pek iyi değil açıkcası. Yalın ayak yürüyorum dikenlerin üzerinde. Acılarımı acılarınla devşiriyorum..İleebed yaşamaktan gurur duyduğum gözyaşlarından bir sonbahar günü sıcak gülüşlerine taşınıyorum. Anla sevgili. Yalnızlığın dururken kapımda , kan bürümüş çığlıklarımı satıyorum ayazlara.. Karşılığında sadece senin bensiz de mutlu olduğunun haberlerini istiyorum. Bensiz uzaklarda mutlu olman benim yaşama sebebim sevgili..Son sözüm; her zaman hayata gülümse. Acılarına kefil olmuşken ne olur hayat denilen ipe sımsıkı tutun. Gülüşlerin mutluluklara adanmışken, sen her zaman hayatı sev. Ve hiçbir zaman ağlama sevgili. Çünkü; mutlulukların, yaşama sebebim iken; gözyaşların bedenime kefen olur....
Bir şarkı takılır dudaklarıma. Hatıralar düşer ayak uçlarıma...Sonra da yokluğun kanar dudaklarımda. Yoksundur artık, kimliksiz rüzgarlara bel bükerim. Çünkü, sen yoksun yanımda..İsyanlara bilenirim yalnızlığın kanayan yüzünde. Sen yoksundur artık, her gece karanlığa bürünür. Her yağmur sonrası gülüşlerin takılır göz ucuma. Gökten tel tel senin yağmanı dilesem de iliklerime kadar yalnızlığınla ıslanırım…Borana tutulurum sonbahar gecelerinde. Yalnızlığın bayat dudaklarına sürülür kirpiklerim. Sana özlemim kanar avuçlarımda. Gözyaşlarım sel olur akar toprağa. Gün olur ölümsüzlüğüne düşer kelimelerim…Ama hiçbir zaman pes etmem yokluğuna. Savaşırım kanımın son damlasına kadar. Ansam da adını, dudaklarımda saklasam da dudaklarını, kahkahalarına sarılmış intiharlarımı satır satır usumdan akmasına engelleyemem bir türlü.. Seninle başladı yüreğime kilit vurup ölüme susmalarım..Pervasız fırtınalara yenik düşer yalnızlığım. Evlat edinirim karanlıkları sensizliğin mateminde. Sensiz baktığım dipsiz kuyuyu andırır bana. Artık her rüzgar yalnızlığı çarpıyor yüzüme. Her dalga karanlığı….Sen gittin içimdeki aşkı, yüreğimdeki canı kaybettim…
Bir gün sensiz ölmenin acısını bırakacağım satırlara.. Tabutum olacak gözbebeklerinden düşen gözyaşın. Kefenim olacak susmaların. Şimdi varlığının kepenklerini indirip sensizliğinde uyumaya gidiyorum. Ve sabah kalktığımda değişen bir şey olmayacak.. Her zaman ki gibi acılar düşecek paydalarıma..Uyandığımda perdelerime hep yokluğun doğacak tıpkı gecelerimin alnına yalnızlığın soğuk çığlıkları örtüldüğü gibi..Yoksun işte.. Canım acıyor sadece. Neden diye sorma.. Sadece yoksun. Soluyor taze baharlarım.. Sebep arama ne olur. Sadece yokluğun ile varlığın arasında yavaş yavaş ölüyorum; ötesi yok inan.
Bir tek adın kaldı dudaklarımda, Bir de gözlerimde hatıraların... Hani dik duracaktık acıya, Hani aynı yürekle gülüp Aynı gözlerde ağlayacaktık sevdaya... Şimdi yalnızlığın ipi geçti boynuma. Yokluğun yüklendi kanbur sırtıma...
Bir tek acıların kaldı gözyaşlarımda.. Güneşi bile ağlatacak acıların.. Oysa ben yemin etmiştim, Acıların icin sırtımı semer bileceğim diye. Söz vermiştim, Sensiz ölmeyeceğim diye... Şimdi sensizlik duruyor başucumda.. Şimdi ayazlar yüregimi sorguluyor, Ayrılığınla yüzüme vurduğun kapımda..
Söyle ne olur... Beni unuttuğunu söyle... Çığlığa çığlığa Beni hiç sevmediğini haykır.. Yeminlerinin sahte olduğunu, Ölüm sevginin yalandan ibaret olduğunu vur yüzüme... Söyle hadi... Yemin olsun ki, Bir damla gözyaşı düşmez artık.. Çünkü gittiğin gün, Ben, ayak uçlarında " Sana " ölmüştüm sevgili..
" Unutma ki; ölenler, hiçbir zaman yaşayanlar icin gözyaşı dökemezler..."
December 17 Y A L N I Z L I K
Yalnizlik güzel...
Kendinle basbasa kalip... kendinle birseyler paylasmak ve kendinle yetinmek... ve kendinle yalnizkende mutlulugu hissedebilmek güzel.
Eger ki bir insan yalnizken mutlu olamiyorsa... mutlu olmak icin baksa insanlarin varligina gereksim duyuyorsa... bence bu insan baskalariyla da mutlu olamaz.
Kendini mutlu edemeyen ... kendine yetmeyen bir insan baska bir insana nasil yetebilsin ?
Baska bir insana ne verebilsin ?
Bazi insanlar kendileriyle basbasa kalmamak icin yapmadiklarini birakmazlar. Oysa ki onlar kalabaliklarda bile yalniz olanlardir. Iclerinde ki eksigi baska bir insan ile doldurmak mümkün degil. Kendin den kacmak ve birseyi örtmeye calismak ise care degil. Bunlar sadece yamadir... ve zamanla bu yamalarda örtmez acigi.
Bir insan yalniz kalabilmeli... kendisiyle yüzlesmek icin vakit ayirmali kendine.
Elbet ki insanlar sürüde yasar... yapayalniz degil. Günlük hayatimizi paylasacak insanlara gereksim duyariz. Ama eger ki bir insan yapayalniz ise... bundan sorumlusu genellikle kendisidir. Farkinda olmadan secmistir belki bunu, belki suclayabilcegi insanlari vardir sürüsünle onu yalniz birakan. Ama ki tüm insan bu kadar kötü olamaz... yani yalnizligimizdan sorumlu olan her zaman kendimisiz. Ya yalnizligimizi itiraf etmiyoruzdur... ya da baska insanlara hayatimizi paylasmalari icin gerekli izni vermiyoruzdur.
Yalnizlik güzeldir...yalnizligimizi paylasan "ben"`i bulduysak eger.
H Ü Z Ü N
Yüregimizin koptugu... icimizin acidigi... mantigimizin dondugu... o anlar.
Elbet ki sebeplerimiz oluyor... bizi üzen, yüzümüzden gülümseyisimizi bir darbede, sanki ebediyen alan olaylar yasiyoruz. Hic birsey eskisi gibi olmayacak... dedigimiz anlar. Dünyanin tüm renklerinin bir anda soldugu anlar. Yasanan tüm sevinclerin ve tüm sevdalarin anlamini yitirdigi anlar.
Yasam an`lardan olusmuyor mu ? Yasadigimiz o büyük mutluluklar kadar, hüzünlü anlarimizda önemli. Bu anlari bir araya topladigimizda elde ettigimiz yasamimizdir zaten.
Önemli olanda zoru basarmak degil mi... umudumuzun tükenmeye basladigi o anlarda, yüregimizi egmeden yarina dogru ilerleye bilmek. O büyük acilarin hissedip, büyük bir hasar tasimadan... sevincin baslayip bittigi gibi, hüzünün de elbet bitecegine inanmak. Hatta inanmak ta yeterli degil aslinda... bilmek önemli... emin olmak.
Bu satilari öyle bir yaziyorum ki sanki ben hic üzülüp aci cekmiyorum...sanki hüzünlü anlarimda umudumu yitirmeyip, yarinin güzel olacagini düsünüyorum.
Tabii ki öyle degil... öyle anlarda en son aklima gelen yarinin güzellik getirecegi oluyor. Ama yarin güzellikler icinde bir mucize gibi geliyor her zaman.
Cogu zaman hüzünlerimin altinda gercek nedenler olmadiginin da farkindayim. Duygulu bir sarkida... bir kac siir sözünde... burkuluyor icim. Sonra kapilip gidiyorum, hayatimda ki " keske "`lere... ve her "keske" nin ardindan dedigim " ama" lara.
Biliyorum ki bunu cogumuz ayni böyle yasiyoruz... canimiz aci cekmek, hüzünlenmek istiyor. Hatta bir kac damla göz yasinin ardina saklanip, kendimizi gücsüz hissetmekten zevk bile aliyoruz. Gitgide daha bir derinlere batiyoruz hüzün denizinde ve o derinlerde daha da üzülebilecegimiz nedenler buluyoruz. Aciyla beraber öyle bir aciliyoruz ki bu denizde... bazen karaya geri dönmek icin, kürek cekecek gücümüz bile kalmiyor.
Gülmek, eglenmek kadar... hüzün de önemli bence! Bittigimizi, tükendigimizi bir an icin hissetmek te önemli... cünkü böylelikle mutlulugu daha bir derinden hissedebiliyoruz. Hayatimizda ki herseyin kiymetini ve degerini bize verdigi veya verebilecegi aci ile ölcüyoruz.

Fırat'ın bir yakasında yaşayan bir delikanlı ile öbür yakasında yaşayan güzel bir kadın varmış. Birbirlerine aşık olmuşlar. Delikanlı her gece Fırat'ın sularında yüzerek karşı yakaya geçer sevgilisine ulaşırmış.
Şafak sökmesine yakın delikanlı sevgilisine öpücük kondurup Fırat'ın azgın sularına girip öbür yakaya geçermiş. Bu gecelerce böyle sürüp gitmiş. Yine bir gece delikanlı Fırat'ı geçip sevgilisinin yanına gitmiş. Şafak sökerken delikanlı veda öpücüğünü vermek üzere kadının yanına sokulmuş, kadına dikkatle bakarak; Senin bir gözün ama mıydı? demiş. Kadın o zaman delikanlıya bakarak; Sen sen ol sakın ola bugün Fırat' a girme demiş. Delikanlı kadından ayrılmış , Fırat'a girmiş ve azgın dalgalara karşı koyamayıp boğularak ölmüş.
Bizim delikanlı gerçekte çok iyi yüzme bilmiyormuş, duyduğu aşkmış onun dalgalar karşısında güçlü kılan aşkının gücü sayesinde Fırat'ı geçermiş. O aşk bitince de....
SEVGİLİYE
|
|
Yeşili severim ama gözlerinin rengini sevdiğim kadar değil, güneşi severim ama gülüşünü sevdiğim kadar değil, ağlamayı severim ama gülmeyi sevdiğim kadar değil, insanları severim ama seni sevdiğim kadar değil.
|
|
Ne kadar tatlı bakıyorsun gözlerinin içine şeker mi sakladın.
|
|
Güneş mi doğdu yoksa sen mi gülümsedin?
|
|
Seni tanıdım ve tüm dualarım kabul oldu.
|
|
Yüzüne bakınca geleceği görüyorum.
|
|
Gözlerinin içine bakmak sevgi dolu bir aşk filmini seyretmek gibi.
|
|
Yaşamaksa seni sevmek ben hiç ölmeyeceğim.
|
|
Gözlerim seni göstermiyor diye gözlerime bakamıyorum.
|
| Gözlerim güneşi görmedi senden sonra hasretin ateşi sönmedi senden sonra
|
| Baksaydın görebilirdin, her şey gözlerimdeydi gözlerimde bir damla yaş vardı ağlayamadım; o bir damlada sen vardın anlayamadın…
|
| Okyanuslarda büyüttüm sevgimi rüyalarımda hep sen vardın...
|
|
Yüreğin sıkışır, nefesin daralır, gözünden yağmur yaşlar boşalır; yanarsın sönmek bilmez, kovalarsın gitmek bilmez, bu aşka gücün yetmez sende ağlarsın…
|
| İsyan eden kalbimi biraz olsun duy yeter; aşka susayan gönlümü seveceksen sev yeter...
|
| Korkma sakın gecelerden yıldız gibi parlayacağım; uzaklarda yalnızım sanma nefes gibi içinde, gölgen gibi peşinde, kan gibi canındayım…
|
| Bir çiçek olmak isterdim; dağlarda gezmek için, bir rüzgar olmak isterdim; mutluluklara esmek için, bir aşk olmak isterdim sadece senin olmak için…
|
| Sen bazen dudağımdaki gülücük, bazen yüreğimdeki ateş bazen gözümden akan yaşsın ama her zaman küçük kalbimde en büyük parçamsın
|
|
Boşuna arama kendini gözlerimde… Çok uzun zamandır gözlerimde değil kalbimdesin.
|
|
Seni gittiğim her yere taşıyorum, sevgili! O yüzden yabancı gözlerde aramıyorum gözlerini.
|
|
İçim o kadar senle doldu ki… İnsanlar seni göz bebeklerimde görürler diye bakmaya korkar oldum.
|
|
Aynaya bakınca seni değil kocaman bir yürek ve o yürekte ondan da büyük bir sen gördüm.
|
|
Karşımda dur gözlerimi kapatıp seni seyretmek istiyorum.
|
|
Gözlerim seni göstermiyor diye gözlerime bakmıyorum.
|
|
Gözlerim sende kaldı bir daha istemeye utandım.
|
|
Görmedin mi? Karanlıkta sana göz kırptım.
|
|
Gözlerimle sana esir olacağıma ya seni gözlerimden silerim ya da seni kalbime nakşederim.
|
|
Öyle sarılmıştım ki sana aramızdan rüzgar geçmezdi.
|
|
Ruhun dudaklarını kullanıyorsa öpebilirsin. Yok eğer ruhun dudaklarından kopmuşsa yok hayır dur öpme.
|
|
Seni yeterince anlatmadılar diye gözlerime hesap sordum.
|
|
Gözlerim gözlerine vurgun olduğundan beri artık her şey anlamını yitirdi. Artık her şeye senin gözlerinden bakıyorum.
|
|
Sana öyle bir sevgim var ki, sana bu sevgiden zarar gelmesin diye bakmaktan korkuyorum.
|
|
Bakışlarımın ölülüğünden sevgimin diriliği okunur.
|
|
Titrer durur ellerim yanında. Vücudum ürpermeye dolar. Üşürüm ben senin yanında. Çünkü varlığın içime serinlik verir.
|
|
Seni gözlerinden seyredemiyorum. Bana kalbinin gözlerini aç.
|
|
Seni acılarımın içinde canım gibi saklıyorum.
|
|
Ben senin yüzünden çektiğim her şeye razıyım. Ama senin benim yüzümden azap çekmeni istemem.
|
| Acını acım bilerek acını yüklenmek istiyorum.
|
|
Açılırken avuçlarım sessizliğe ellerinin içindeyim. Ağlamak geliyorsa içinde, ağla; gözyaşının içindeyim.
|
|
Dokunsan haykıracak bıraksan ağlayacağım.
|
|
Kim ağlasın gülüşlerine. Kim gülüp geçsin insanların çekilmez dert dediklerine
|
|
Göz yaşların neden düşer o gözlerinden bilmem ki? Yıldızlar yere düşmezdi benim bildiğim…
|
|
Dağ düştü üstümüze yıkılmadık ama; insan değdi tenimize acısı yıktı bizi.
|
|
Sensiz geçirdim tek bir an yokluğunda ki sevgine vurulan bir düğümdür.
|
|
Gözlerimde bir damla yaş olduğun gün, korkarım ki seni hiç bırakamayacağım.
|
|
Birlikteliğimiz ayrılığın zirvesinde devam etmeli.
|
|
İnsanlar seni tanımak istiyor, sen ise bana kendini tanıtıyorsun.
|
|
Ben bir insanı sevme cesaretini gösterdim. Sen ise bir insan olma cesaretini gösteremiyorsun.
|
|
Sen sende olmak istersin ama sende olan nerde olmak ister bilir misin? Sen seni bil. Sende olan varacağı yeri bilir.
|
|
Sen insanlar için var olmalısın. İnsanların senin için var olmasını istememelisin.
|
|
Dünyayı değiştirmeden evvel, dünyanın seni değiştiremeyeceği bir sağlamlığı elde etmeye çalış.
|
|
Gökler temizdir yerlerse çamur. Gökleri isteyen ışığı bulur. Yerde kalansa çamurda yürür.
|
|
Artık kimseler senin dünyana giremiyorsa sen herkesin dünyasına girmişsin demektir.
|
|
Böldün aydınlığımı, karanlığım sende kaldı.
|
|
Beni insanlarda arama, kendinde ara beni.
|
|
Sen hangi dünyanın insanısın. Gerçeklerin mi doğruların mı?
|
| Yıllara bölüyorum geceleri bitmiyorlar. Ne diye sensiz böyle zor geçiyor zamanlar.bilmemki | | December 04
Aralık'ta yağmur yağdığında
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim...
"Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile... "
Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.
Yine senden habersiz...Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim. Belki de kendimden bile habersiz...
Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen...Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar
Güzel Güleni, Sen canımdın!
Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile Sen Özel'din... Aşk Özel'di....
"Yağmurda Aşk Başkadır" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen
ellerini severek başladım seni sevmeye...Aralık'tı... İstiklal'e hiç o kadar güzel yağmur yağmazdı....
Önce aldırmadım seninle güzelleşen her şeye...Sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi...
Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en
baştan başladım...Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum!
Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum...Sesini
duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum...Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen...Zaten kolay olan ne vardı ki benim için;Sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark yoktu....Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"!
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım!
Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum...Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi...
Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevgimden hiç bahsetmeseydim
Sen beni hiç sevmedin!
Ben Seni Seviyorum dediğimde Seni Seviyordum!
Ben Seni Özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum.
Ben Senin İçin Ölürüm Dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...
Ve Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum!
Ne zaman Aralık'ta bir yağmur yağsa, ben İstiklal'de ıslanıyor olacağım,Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu arıyor olacağım, Ne zaman bir havuz görsem, kenarında oturup seni bekliyor olacağım demiştim... Başaramadım...
Ben Kaybettim...
SENDE...
Artık sesimi duymayacaksın...
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin!
Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ben artık gidiyorum canım!
Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile...
Ve Lütfen, Aralık'ta yağmur yağdığında İstiklal'e gelme....
Mehmet coşkundeniz
November 30
SEVMEK DEDIGIN NEDIR KI?...
Sevmek,begenmektir. Sevmek, özlemektir. Görmek istemektir sevmek... Ve sevmek, görmeden duramamaktir.Sevmek, israr etmektir. Sevmek, vazgeçmemektir. Pes etmemektir sevmek...Sevmek, merak etmektir. Sevmek, sevdigine "Sevgilim" diyebilmektir. Dokunmak istemektir sevmek. Sevdigine yakin olmak istemektir. Soludugu havayi solumaktir. Sevdiginin haliyle hallenmektir. Ve sevmek, sevdigini yasamaktir. Sevmek, hissetmektir. Sevmek, üsümektir. Titremektir sevmek, Sevgiliyi düsünerek... Sevmek, temmuz günesinde suyu, sicak çöllerde gölgeyi özlemektir. Sevmek, atese düsmektir. Kor olmaktir sevmek, yanmaktir. Sevmek, ölmektir bazen, Sevgilisizligi düsünerek... Sevgilinin ölümsüzlügünü düsünmektir. Sevmek, yok olmaktir Sevgilide... Sevgilinin yüreginde olmaktir. Yüreiginde tasimaktir Sevgiliyi... Ve sevmek, belki bazen sevilmektir. Sevmek, istemektir, hiçbirsey beklememektir. Hesaplamamaktir sevmek... Sevmek, inanmaktir. Sevmek yasamaktir. Sevdigini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktir. Sevmek, sevdigi olmaktir. Sevdigi ile sevdigini paylasmaktir. Sevdigi ile kalbini bölüsmektir sevmek.
...Ki tek kalp olunsun.
Sevgide son yoktur. Biten sevgi yoktur. Bitmis gibi görünen sevgi vardir. Vazgeçis de yoktur sevgide. Yasadikça yasatilir sevilen. Vazgeçmis gibi görünmek vardir bu yüzden.
Vazgeçmek degil...
Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin oldugu yerde son bulur istekler. Birsey varsa istedigin bu senin için degil sevdigin içindir. Hatta o'dan o'nun adina istersin. o'nu daha sonsuz sevebilmek için istersin. Istersin ama birgün gelir bu isteklerde son bulur. Kendinden istersin artik. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kilmak istersin o'nu... Sonsuzluga götürmek, o'nunla sonsuzluga varmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu olmaz mi. Sevgili bunu belirler sadece. Sevmek, sevgiliden sevgiliyi istemeyi ögrenmektir. Sevmek, sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir. Sevmek, sevmek istemektir. Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son buldugu bir duraktir o... Öyle ki, tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne o'dan anlasilmayi beklersin, ne o'nu anlamayi... Ne o'nun gelmesini beklersin, ne o'nun Leyla, olmasini... Bekledigin birsey yoktur. Sevmeyi, daha çok sevmeyi becermenin disinda... Sevmek, gücenmemektir. Sevmek, sevgilinin hiçbir sözüne üzülmememeyi ögrenmek demektir. Sevgilinin ölüm hançerine bile "hayir" dememektir sevmek. Sevgiliden gelen her hareketi, her sözü kabullenmektir. Ihanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden gelen ölüm emrine, "ölürüm" diyebilmektir.
Sevmek, ÖLMEKTIR.
Sevmek, ölmeyi bilmektir. Sevgili için yasamaktir. o'nun eli, gözü, kalbi olmaktir. Ama artik o'nun birseyi olunmadigi zaman ölmesini bilmektir.
Sevmek, vermektir. Almamaya yemin ederek vermektir Ama almalar kurtaracaksa sevgiliyi, almasini da bilmektir SEVMEK. Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktir o sevgiden. Sevmek, sevgili olmaktir. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktir. O'nu yasama döndürecek bir damla su olmaktir. Sevmek sevgilinin limani olmaktir. Sevdiginin cani olmaktir. Ölümü istediginde verebilsin diye ölmeden... Sevmek, güvenmektir. Sevmek, onaylamaktir. Sevmek , sevgiliyi bir nefes gibi, bir ses gibi yakin olmaktir. Sevmek çok ötelerde olsa bile yakin olmaktir. Sevgiliye... Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir. Sevmek, herseyi göze almaktir. Sevgilinin oldugu cehenneme yürüyüp olmadigi cennete girmemektir sevmek. Sevmek, bir olmaktir. Sevmek, sevmeyi haketmektir. Sevmek, sevgilisiz geçen gecelerin sabahina varmaktir. Sevgilisiz geçen gecelerde sevgiliyi yasamaktir.
ASK, BIR SEVMEKTIR. BIR KERE SEVMEKTIR. VE SEVMEK, BUNLARI GÖRMEDEN BILE HISSEDEBILMEKTIR.
November 29 BESMELE
Bişr-i Hafi. Evliyânın büyüklerinden. Genç. Günah çukuruna düşmüş yuvarlanıyor yuvarlandıkça batıyor...
Bir gün Gecesini içki masalarında sabahladığı bir gecenin günü. Sarrhoş. Evinin yolunu tutturmuş, gidiyor, gitmeye çalışıyor. Yürüyor. O da ne? Bir kağıt, üstünde Besmele yazılı bir kağıt. İçi cız ediyor. Eğiliyor. Çamurların içinden Besmele yazılı kağıdı alıyor. Hiç Allah'ın ismi yerde olur mu, çamurlar içinde olur mu, bin bir düşünce bin bir ah ediş. Kağıdı öpüyor, çamurlarını siliyor, temizliyor, evine götürüyor, güzel kokulare sürüyor ve eveinin en güzel yerine asıyor.
O gece âlim bir zât bir rüyâ görür. Rüyâda,'' Git, Bişr'e söyle! İsmimi temizlediği gibi onu temizlerim. İsmimi büyük tuttuğu gibi büyültürüm. İsmimi güzel kokulu yaptığı gibi, onu güzel ederim. İzzetime yemin ederim ki, onun ismini dünyada ve âhirette temiz ve güzel eylerim'' denildi. Bu rüyâ, üç defa tekrar etti. Rüyâ gören kimse, sabah olunca, Bişr-i Hafi'yi arayıp meyhanede buldu. Mühim haberim var diye içeriden çağırdı. Bişr geldiğinde, gelen zâta dedi ki: -Kimden haber vereceksin? -Sana Allahü teâlâdan haber vereceğim. Bunu duyan Bişr, ağlamaya başladı ve sordu: -Bana kızıyor mu, şiddetli azap mı yapacak? Rüyâyı sonuna kadar dinleyince arkadaşlarına dönüp şöyle söyledi: -Ey arkadaşlarım! Beni çağırdılar, bundan sonra bir daha beni buralarda göremiyeceksiniz. O zâtın yanında hemen tövbe etti. Bu anda ayağında ayakkabı bulunmadığı için, hiç ayakkabı giymedi. Sebebini soranlara,''Söz verdiğim zaman yalınayaktım, şimdi giymeğe hayâ ederim'' derdi.
Ayakkabı giymediği için kendisine ''Hafi'' (yalınayak)denilmiştir 
|